pendik gökkuşağı

Dil bozuklukları genel olarak gelişimsel dil bozuklukları ve edinilmiş dil bozuklukları olarak iki başlık
altında incelenmektedir.

GELİŞİMSEL DİL BOZUKLUKLARI

Erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ve dilin edinim sürecinde geriliklerle kendini gösteren dil bozukluklarıdır. İkincil bir engele (zihinsel yetersizlik, serebral palsi, otizm, Down sendromu vb.) bağlıolmaksızın ortaya çıkan dil sorunlarıdır. Gelişimsel dil bozuklukları iki ana grup altında incelenir: Gecikmiş Dil Konuşma Bozukluğu: Çocuğun dil ve konuşma becerilerinin yaşının gerektirdiği seviyede olmaması durumudur. Gecikmiş dil ve konuşma bozukluğunda genellikle alıcı dilde bir sorun görülmemesine karşın ifade edici dilde sıkıntılarla kendini belli eder. Bu çocuklarda dil ve konuşma gelişimi akranlarıyla aynı düzende fakat gecikmeli şekilde gelişmektedir. Prematüre doğum ve düşükdoğum ağırlığı gecikmiş dil ve konuşma bozukluğu risk faktörleri arasındadır.

Özgül Dil Bozukluğu: Belirtileri gecikmiş dil ve konuşmaya benzemek, birlikte özgül dil bozukluğunun en önemli farkları alıcı dilin de sorunlu olabilmesi ve kendiliğinden iyileşmenin mümkün olmaması ve mutlaka dil terapisi gerektirmesidir. Gelişimsel dil bozukluğunun sıklığı okul çağında yaklaşık olarak %3-5’tir. Erkek çocuklarda kız çocuklardan daha sık görülmektedir. Ailede dil ve/veya konuşma bozukluğu öyküsü olan çocukların dil gelişiminde sorun yaşama riski daha yüksektir. 0-6 yaş arası çocukların dil gelişimi açısından en kritik dönemdir bu nedenle çocuğun dil gelişimine dair bir gerilikten, gecikmeden şüphe duyulması durumunda, bir sorun olup olmadığının ve sorun varsa ise türünün ne olduğunun belirlenmesi amacıyla vakit kaybedilmeden dil-konuşma değerlendirmesi yapılması gerekmektedir. Dil ve konuşma terapisti tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda uygun müdahaleye karar verilir.

EDİNİLMİŞ DİL BOZUKLUĞU

Afazi: Afazi, normal dil gelişimini takiben, genellikle inme veya kafa travması, nörolojik problemler sonucu ortaya çıkan ve beynin dil ile ilgili alanlarının hasarlanması sonucu ortaya çıkan bir edinilmiş dil bozukluğudur. Dili ifade etme ve anlamanın yanı sıra, okuma, yazma, sözcük bulma ve adlandırma gibi birçok alanı etkileyebilmektedir. Afaziye dizartri ya da konuşma apraksisi gibi nörolojik konuşma bozuklukları da eşlik edebilmektedir.

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Konuşma, beyinde planlanan mesajın, dil aracılığı ile üretilmiş ifadelerin karşı tarafın kulağının işitebileceği bir şekilde sese dökülmesi eylemidir. Bu eylemin gerçekleştirilmesine engel olan her türlü bozukluk konuşma bozukluğu olarak sınıflandırılmaktadır. Konuşma bozuklukları; sesletim (artikülasyon) bozukluğu, fonolojik bozukluklar, kekemelik ve motor konuşma bozuklukları olarak üç başlıkta incelenebilir.

SESLETİM (ARTİKÜLASYON) BOZUKLUĞU

Bazı seslerin uygun şekilde çıkarılamaması, bazı seslerin yerine başka ses çıkarılması, seslerin silinmesi ve seslerin yer değiştirmesi durumudur. Sesletim Bozukluğunun nedenleri nelerdir?

  • Anatomik sorunlar (dil bağı, çene kapanması veya diş sıralanmasındaki problemler)
  • Yapısal anomaliler (dudak-damak yarıklıkları)
  • İşitme kaybı
  • Gelişimsel dil bozuklukları
  • Yanlış öğrenme

FONOLOJİK BOZUKLUKLAR

Fonolojik bozukluk çocukların anadili edinim sürecinde bazı ses bilgisi kurallarını anlamakta zorlanmalarıyla ortaya çıkan bir konuşma sesi bozukluğudur. Fonolojik bozukluk fonksiyonel bir bozukluk olduğu için nedeni tam olarak bilinmemektedir. Fakat artikülasyon bozukluğu gibi fiziksel veya yapısal bir anomaliden kaynaklanmayan bir bozukluk olduğu söylenebilir. Fonolojik Bozukluğunun nedenleri nelerdir? Fonolojik bozukluk, konuşma sesi bozuklukları altında kategorilenen fonksiyonel bir bozukluktur. Bu nedenle, fiziksel veya yapısal bir anomaliden kaynaklanmaz. Fonolojik bozukluk gibi fonksiyonel konuşma sesi bozukluklarının nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Fakat yapılan araştırmaların sonuçları bazı faktörlerin fonolojik bozukluğun gözükmesi açısından risk faktörleri olduğunu göstermektedir. Bahsedilen risk faktörleri;

  • Cinsiyet
  • Aile Öyküsü
  • Doğum öncesi ve sırasında karşılaşılan problemler

KEKEMELİK

Kekemelik, konuşma akıcılığının; ses, hece veya tek heceli sözcük tekrarı, seslerin uzatılması ve hava akışında veya seslemede bloklarla, olağandışı yüksek sıklıkla ve/veya uzun süreli kesintilere uğramasıdır. Belirtilen konuşma özelliklerine ek olarak yüz buruşturma, göz kırpma, el vurma gibi ikincil davranışlar kekemeliğe sıklıkla eşlik etmektedir. Ayrıca, kekemeliği olan bireyler, kekemeliğe yönelik olumsuz tutum ve duyguları nedeniyle bazı ses ve sözcüklere yönelik sözcük değiştirme, erteleme gibi sözcük kaçınmaları ya da belirli konuşma ortamlarından uzak durarak durumsal kaçınma davranışları göstermektedirler.

MOTOR KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Hastalık veya hasara bağlı olarak konuşmayı işlemleme sürecinde meydana gelen motor planlama veya konuşma bileşenlerinden bir/birkaçının etkilenmesi durumunda ortaya çıkan nöromotor problem motor konuşma bozuklukları olarak adlandırılmaktadır. Motor konuşma bozuklukları dizartri ve apraksi olarak ikiye ayrılmaktadır.

1. Dizartri: Dizartri, merkezi sinir sistemi ve/veya çevresel sinir sistemi ya da her iki sistem hasarına bağlı olarak konuşma düzeneğini kontrol eden kas kontrolünde anormallik, koordinasyon bozukluğu ile karakterize paralizi sonucu konuşmanın solunum, fonasyon, rezonans, sesletim ve prozodik özelliklerinin etkilendiği, dolayısı ile anlaşılabilirlik özelliğinin sınırlandığı bir motor konuşma bozukluğudur. Serebrovasküler olaylar, travmatik beyin hasarları, tümörler, serebral palsi, parkinson gibi nörojenik hastalıklarla birlikte sıkça gözlenmektedir. Sinir sistemindeki farklı lezyon yerleri farklı dizartri tiplerini oluşturmaktadır

Dizartri çeşitleri;

  • Flaksid Dizartri
  • Spastik Dizartri
  • Ataksik Dizartri
  • Hipokinetik Dizartri
  • Hiperkinetik Dizartri
  • Tek Taraflı Üst Motor Nöron Dizartri
  • Karma (mikst) Dizartri

2. Apraksi: Herhangi bir güçsüzlük, normal olmayan ton veya postür, bilişsel işlevlerde bozulmalar, anlamada azalma, koopere olamama gibi durumların haricinde, beceri gerektiren hareketlerin planlamasının yapılamamasıdır. Strok, demans, tümör gibi hastalıklara bağlı olarak sol hemsiferin inferior parietal lobunda meydana gelen hasardan kaynaklı olabileceği düşünülmektedir. Nörolojik sendromların en az anlaşılabilenlerinden biri olan apraksi, kişilere günlük hayatında ciddi yaşamsal sıkıntılar yaratmaktadır.

Apraksi çeşitleri;

  • İdeomotor Apraksi
  • Adeasyonel Apraksi
  • Limb – Kinetik Apraksi
  • Oral Apraksi – Bukkofasiyal Apraksidir.
 
© 2026 ÖZEL PENDİK GÖKKUŞAĞI ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ | TASARIM-UYGULAMA: EKiMAJANS